Mayıs ayında, Rem Koolhas’ın firması OMA, Milano’daki yüz yıllık bir içki
imalathanesini, Fondazıone Prada için 24 karat altın giyinmiş bir “büyülü ev”, bir
traverten “podyum” ve ayna ile örtülü bir sinema içeren bir yeni sanat merkezine
dönüştürdü.
OMA ve onun araştırma kolu AMO, güney Milano’da Largo Isarco’daki komplekste
yedi binayı renove ederken onlara eşlik edecek üç yenisini de projelendirdi –
bitmiş olan bir sinema ve galeri, ve inşaat halinde bir kule. Eski fabrika binaları ve
depolar, yeni bitişler ve açıklıklarla yenilenirken, modern malzeme ve teknikler
kullanılsa da, yeni binalar benzer bir endüstriyel karaktere işaret edecek şekilde
tasarlandı.
Fondazione Prada’nın yeni Milano merkezi, Mayıs’ta
halka açıldı. Milano alanları ile birlikte, Fondazione’nin
Venedik’teki yuvası, aynı tarihte yeni bir serginin
açılacağı 18. yüzyıldan palazzo Ca’ Corner della
Regina’da çalışmaya devam edecek.
Rem Koolhas’ın başını çektiği OMA ekibinin hazırladığı mimari proje,
sanatın sergilenebileceği ve halkla paylaşılabileceği boşluk tipolojileri
repertuarını genişletiyor. Yedi mevcut binayı üç yeni yapı
ile (podyum, sinema ve kule) birleştiren eklemli bir mimari yapısı
olan yeni kompleks, 1910’lardan kalma bir içki imalathanesinin dönüşümünün
sonucu. OMA projeye başladığında iki koşul bir arada
düşünüldü: Ayrı olsalar da, sürekli bir etkileşim halinde birbirleri
ile yüzleşen eskinin korunması ve yeni mimarinin oluşturulması.
Milano’nun güneyinde, Largo Isarco’da bulunan merkezin toplam
yüzölçümü 19.000 m²/205,000 ft². İnşaatı henüz tamamlanmamış
olan kule, ilerleyen dönemde halka açılacak.
Fondazione Prada, 1993’te şimdiki zamanın çağdaş sanat sergileri
ve mimari, sinema ve felsefe projelerinin sergilenmesi yolu ile analizini
yapacak bir merkez olarak açıldı. Yeni alanların çeşitliliği, birbirlerinden
bağımsız olsa da, farklı dil ve dalların bir düzen içinde
birlikte bulunduğu, ve sürekli değişen bir evrilen entellektüel süreci
harekete geçirdiği bir deneye dayalı uyarıcı programın geliştirilmesini
teşvik etti. Kültürün etkili bir bilgi ve öğrenme aracı olduğu fikrine
dayanarak, esnek bir yaklaşımla farklı ilgi alanları ve araştırmalar
yürütüldü ve incelendi.
Salvatore Settis’in fikir babası olduğu “Serial Classic” ve “Portable
Classic” sergileri, Fondazione’nin iki mahallini yaz boyunca
ideal olarak birleştirdi. OMA’nın projelendirdiği iki sergi, sırasıyla
Rönesans’tan klasisizme, klasik sanatta serileşim ve kopyalama temalarını
ve eski Yunan-Roma heykellerinin reprodüksiyonlarını küçük
bir ölçekte ele aldı.
Salvatore Settis ve Anna Anguissola’nın eş-küratörleri olduğu “Serial
Classic”, tüm yaz mevsimi boyunca ziyarete açık kalarak, podyumun
iki katında sergilendi. Serial Classic, klasik heykele odaklanıyor
ve Roma kültüründe orijinallik ve taklit arasındaki iki yönlü ilişkiyi
ve eski Yunan sanatına saygının bir işareti olarak, birden fazlasının
dolaşımında ısrarını araştırıyordu. Klasik fikrinin, eşsiz olan ile
ilişkilendirilmesi her ne kadar sevilse de ancak Batı sanatı tarihinin
hiçbir başka döneminde, geçmişin büyük şaheserlerinin kopyalarının
yapılması, hiçbir zaman Cumhuriyet Roma’sının sonlarındaki ve
İmparatorluk dönemi boyunca olan kadar önemli olmamıştır. Sergi
70’ten fazla eserden oluşuyor ve Discobolus ile Crouching Venus
gibi iki özellikle tanınmış serinin temsil ettiği kayıp orijinaller ve
onların çoklu kopyalarının derinlemesine bir analizi ile açılıyor. İki
diğer önemli bölüm, klasik bronz ve mermer malzemesine ve renklerine
ayrılmış. Örneğin; Kassel Apollo, kayıp Yunan orijinalinin esas
bronz yüzeyini ve onun Roma yapımı mermer kopyalarının renklerini
yeniden ortaya koyan iki son zamanda yapılmış alçı döküm ile temsil
ediliyor. Serginin başka bir bölümü, alçı dökümün oluşturulması
ve oranlar ve ölçülerin yeni mermer blok üzerine taşınması gibi, iki
yaşamsal anını gösterecek şekilde, kopyaların yapılmasında kullanılan
teknoloji ve yöntemleri gösteriyor. İki meşhur seri, Penelope
ve Atina’daki Erechtheion’un Karyatidleri prototipler üzerinde gösteriliyor.
Eylül ayında “podyum”, “Atlente del gesto”ya ev sahipliği yapacak.
“Atlente del gesto”, Virgilio Sieni’nin, Fondazione Prada’nın Milano’daki
yeni yeri için tasarladığı bir koreografi dizisi. Avrupa sahnesindeki
ileri gelen dansçı ve koreograflardan biri olan Virgilio Sieni,
Venedik Bienali dans bölümünün ve Floransa’daki vücut dili ve dans
prodüksiyon merkezi Cango’nun direktörüdür.
Birden fazla aksiyondan -Origine (Orijin), Rituale (Ritüel), Annuncio
(İlan Etme), Gravità (Yer Çekimi) ve Nudità’dan (Çıplaklık) oluşan
proje, Rem Koolhaas’ın tasarladığı komplekste, Podium binasının iki
katında anlatılıyor. “Atlante del gesto”, bilgi yelpazesini genişletme
ve görsel sanatların ötesinde diğer araştırma enstrümanlarını inceleme
niyeti ile Fondazione Prada’nın ev sahipliği yaptığı ilk performans
sanatları projesi.
Atlante del gesto, eş-küratörlüğünü Salvatore Settis and Anna
Anguissola’nın yaptığı Serial Classic sergisinin (9 Mayıs – 24 Ağustos
2015) izleri ile bir diyalog oluşturuyor. OMA’nın düzenlediği bir
sergide düzenlenen klasik eserlerin statik duruşu, yerini sergi alanını
bir “jestler peyzajı”na döndürerek, Sieni’nin projesindeki koreografik
aksiyonlara katılan dansçıların vücutlarının ve diğerlerinin dinamizm
ve canlılığına bırakıyor.









