1997’de Renzo Piano Building Workshop tarafından tasarlanan
İsviçre’nin Riehen bölgesinde yer alan Fondation Beyeler, ülkenin en
büyük müzesi olma özelliğini taşıyor ve çağdaş sanat uzmanlarından
Hildy ve Ernst Beyeler’in tüm koleksiyonunu bünyesinde barındırıyor.
Yirmi yıllık bir büyümenin ardından müzede boş yer kalmadı. Jean-
François Caillat tarafından 19. yüzyılın başlarında tasarlanan iki bitişik
parkı ince bir şekilde birbirine bağlayan ve mevcut alana ek olarak
düşünülen üç yeni binanın (servis merkezi, köşk ve sanat evi) tasarlanması
için Peter Zumthor görevlendirildi. Aralarında Sou Fujimoto
Architects, Tod Williams Billie Tsien Architects, Christian Kerez Zürich
AG ve SANAA’nın da bulunduğu 11 tanınmış mimarlık bürosunun bulunduğu
adaylar içinden Atelier Peter Zumthor kültürel yapıların tasarlanmasındaki
uzmanlığı ve hassasiyeti nedeniyle oybirliği ile seçildi.
Renzo Piano’nun tasarımı insan, doğa, sanat ve mimarlık arasındaki
etkileşimi başarıyla yerine getirdiği için halen daha popülerliğini korumakta.
Fondation Beyeler, dünyaca ünlü 18. yüzyıl tarihi alan olan
Berower Parkı’nda yer alıyor. Yeni proje, daha önceden kamuya açık
olmayan araziyi kapsayarak Piano’nun orijinal yapısını hem tamamlayacak
hem de ona karşıt olacak şekilde, cam tavana sahip doğrusal bir
katı taş konstrüksiyon ve sırlı bitimli cepheleriyle birlikte tasarlandı.
Zumthor’un bu tasarımı, dikdörtgen bina ile batıda Basel’in hemen
kuzeyindeki Riehen köyünden geçen eski bir yol olan Bachtelenweg
arasında yer kaplarken parkın bağlamına da uyuyor. Piano’nun yapısı,
alanın uzunluğunu kuzey yönüne kadar genişletirken, Zumthor’un tasarladığı güneydeki yapıları daha serbestçe düzenlenecek biçimde
Neoklasik Berower Villa da dâhil olmak üzere arazi üzerindeki diğer
tarihi binalarla uyumlu bir şekilde konumlanıyor.
Yeni 1.500 metrekarelik sanat evinde sadece sanat eserleri sergileniyor
ve aynı zamanda arazinin özel Iselin-Weber Parkı’nın girişinde yer alıyor.
Mimar bu tekil binayı “büyük bir bloktan koparılmış gibi, heykelsi
bir biçime sahip” olarak tanımlıyor. Mekânın duvarları sıkışmış kireç
taşı betonundan oluşuyor ve çevredeki olgun ağaçlara bakan geniş
pencereler var. Ayrıca bu pencereler, Piano’nun yapısındaki tavandan
ışık alan odalara zıt biçimde, beyaz küp tarzındaki galeriler için daha
bol yan ışık sağlıyor.
Üç katlı Brutalist yapının zemin kat planında merkezi bir çekirdeğin
çevresinde düzenlenmiş üç kanat bulunuyor. Mimar, “Bir odadan
diğerine doğru giderken ve merdivenleri tırmanırken parlak tebeşir
renkli mekânların dizilimi, Bachtelenweg girişinden kuzeybatı cephesinin
önündeki ağaçlara doğrudan bakan manzaraya açılan etkileyici
büyük bir pencereye sahip iki kat yüksekliğindeki bir salona doğru evrimleşiyor,”
diyor.
Bu masif yapıya yapılan ek, orijinal Fondation Beyeler’in içindeki mevcut
galerilerin üzerindeki yükü hafifleterek her iki alanın da yan yana
çalışmasına ve her birinin içinde uygun miktarda resim barındırabilmesine
olanak sağlıyor. Zumthor’un tasarımı müzenin galeri alanını
yaklaşık iki katına çıkarıyor.
Parkın karşısındaki bir etkinlik pavyonu, mevcut Berower Park bahçe
duvarının arkasından, hafif ahşap çatısına ve parka bakan camlı kayan
duvarla uzanıyor. Pavyonun zemini duvara doğru eğim gösteriyor ve
ziyaretçilere performanslar, konferanslar ve diğer etkinlikler hakkında
daha iyi bir bakış açısı kazandırıyor.
Büyük ölçekli heykeller ve sanat eserlerinin park boyunca da sergilenmesi
planlandı. Bu yeni açık alanların, Fondation Beyeler ile Riehen
köyünün merkezi arasında çok gerekli bir bağlantı oluşturması bekleniyor…





