Yağmur Yıldırım, Mimar / Architect & Plankton Project
Yaşadığımız kentlerde, etrafımızı kullanıcısıyla sadece tüketime dayalı ekonomik ilişkilerle sınırlı bağlantılar kuran mega yapılar sarmışken; kullanıcıların kendi ihtiyaçları doğrultusunda geliştirdikleri, onlara farklı noktalardan temas edebildikleri tasarımlar ve müdahaleler önemli bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Alışılagelmiş bakış tarafından çerçevelenmiş ve “mimarlığın imkânlarının ne olabileceği” sorusunun dışlandığı bu ortamda Plankton Project; küçük ölçekte incelenebilecek ve bir nevi laboratuvar araştırması disipliniyle yaklaşılmaya imkân tanıyan konuların yaratabileceği büyük etkilere inanan tasarımcıların bir araya gelerek, bu konulara dair üretimler yapabileceği bir oluşum. Günümüz akademi eğitiminin teori odaklı söz üretme etkinliğinin dışında yaşantıya daha fazla müdahil olmak isteyen öğrenci-yeni mezun bu yapı; işbirliğini odak noktasına koyan bir anlayış içerisinde daha derin araştırmalar yapmayı hedefliyor. Hayatlarının bir rutini halinde ilerleyen klasik üretim sürecini anlamayı-anlamlandırmayı önemsiyor ve amaçlıyor.
Plankton Project; eleştirel olarak ortaya koyduğu ve bir arada bulunma motivasyonlarını oluşturan bu “artık işlemediğini düşündüğü mimarlık sistematiği”ne karşı üst ölçekten ve bilindik hiyerarşik metodlarla düşünmeyi reddederek tavır alıyor. Öğrenci olma durumunun ve mevcut piyasa dinamiklerinin limitlerini esnetmek için üretimlerinde temel kurgunun merkezine tamamı ile insan ölçeğini yerleştiriyor.
Mimarlık, peyzaj mimarlığı, şehir-bölge planlama ve grafik tasarım gibi alanlarda öğrenci-mezun karışımı bir grup olarak bir araya gelen Plankton Project ekibi organik olarak büyümeye-küçülmeye imkân veren bir topluluk. Kendilerine; devasa ebatlardaki su ekosisteminde bulunan, genellikle mikroskobik boyutta ve tek hücreli olmalarına rağmen mutual şekilde bir araya geldiklerinde akıntıya karşı hareket edebilme yeteneğine ulaşan, göllerde, denizlerde, akarsularda ve hatta belirli şartlar altında buzullarda bile yaşayabilen “plankton” canlılarını metaforik olarak isim seçmelerinin nedeni de yukarıda sayılanlar. Aynı şekilde grup kendi iç organizasyonunda hiyerarşik bir mekânizmaya karşı tavır alırken işler, belirli görev bölünmeleri ve işi getirenin koordinatörlüğü ışığında kolektif bir düzlemde ilerliyor.

Grup, kendini tanımladığı bu bağlamlar neticesinde ilk projesini, alternatif bir belediyecilik anlayışına sahip Ovacık Belediyesi ile birlikte gerçekleştirdi. Halkının gereksinimlerini üretimlerinin merkezinde tutan Ovacık Belediyesi, bugün pek çok yönetim biriminin benimsediği tepeden inme bir yaklaşımın aksine “Söz, yetki, karar; halkın” sloganıyla ifade ettikleri, halk ile birlikte aldığı kararları uygulamayı esas ilkeleri haline getirmiş bir belediyecilik yürütmekte-yürütmeye çabalamakta. Konvansiyonel belediyeciliği bilmediklerini vurgulayan yönetim birimi; sunacağı hizmetlerin, hizmet sunduğu kullanıcıları dahil etmeden pek de anlamlı olamayacağının farkında. Bu yaklaşım, Plankton Project içim kendini ifade edip müdahil olabileceği ve katkıda bulunabileceği bir ortam yarattı.

Süreç; ilçede sürdürülen başka bir projeye dahil olan grup üyelerinden Ezgi Çiftçi’nin, ilçenin belediye başkanı Fatih Maçoğlu ile bir toplantıda bir araya gelişleri sırasında belediyenin işleyişi ve bir takım sorunları üzerine sohbet etmeleriyle başladı. Başkan, yeni belediye olma motivasyonuyla ilçeyi ulaşım bağlamında nitelikli hale getirebileceğini düşündükleri duraklar aldıklarını; fakat, bu durakların yöre halkı tarafından benimsenmediğini ve belli başlı fonksiyonlara hizmet etmediğini söyledi. Bu konuşma doğrultusunda ve sonrasında Plankton Project tasarımdan uygulamasına kadar her aşamasını üstlendiği bir proje sürecine başladı. Grubun ilk projesi de olan Durak: Ovacık, grup üyelerine kendi ürettikleri bir tasarımın uygulama aşamasında da bizzat katılımcı-işçi olma durumunu deneyimleme şansı sundu. Grup tasarım sürecinde dolaylı yoldan, sonrasında ise bire bir direkt ve aynı mekânı paylaşarak belediyeyle, malzemecilerle, ustayla ve bölge halkıyla üretimin her aşamasında birlikte çalıştı. Öğrencilik yıllarında bile çoğu kez baştan kabul edilmiş bir durum olan mimar ve müşterinin ayrı-karşı saflarda olduğu “kabulünün” pek de gerçek olmadığının, bu durum dışında alternatif çözümler de getirilebileceğinin görülmüş-deneyimlenmiş olması grubun bu süreçteki en önemli çıkarımlarından biriydi.
Tasarım
Ovacık’a alınan iki adet önceden üretilmiş-fabrikasyon, daha çok kentsel çevrede konumlanması için tasarlanan duraklar; kış aylarında karın 3 metreye kadar yükseldiği, yaz aylarındaysa uzun saatler kavurucu sıcakların etkisini gösterdiği coğrafyanın gereksinimlerine cevap veremezken; grubun bu noktadaki tespitiyse, seri üretimin doğal bir sonucu olarak sahip olduğu kimliksiz ve “o yer”den kopuk biçiminin orada yaşayan insanlarca benimsenememesi ve birçok noktada Ovacık’a temas edememiş orada tutunamamış olduğuydu. Bu veriler ışığında grup bölgeyi görmeden tasarım yapma araştırmasına girişti. Tasarıma başlamadan önce mimarlık eğitiminin disiplinleriyle alışkın oluna plan, kesit ve benzeri çizimlerle yere konumlanmaya yeri anlamlandırmaya çalışıldı. Bu aşamada tasarıma dahil olan karakterlerden biri de mevcut belediyenin bünyesinde bulunan Ovacıklı “Hayati Ağabey” idi. Yapılan buluşmalarla Ovacık’ın iklim özellikleri, fiziksel ve sosyal yaşantı durumları değerlendirildi. Toplanan verilerin yönlendirmesiyle, durak tasarımı sırasında ilkesel kararlara bağlı kalınan bir tasarım ortaya çıkarılması ve bu tasarımın uygulama süreciyle birlikte esneme-evrilme amaçlarına hizmet edebilmesi hedeflendi. Alınan ilkesel kararlar ise yapının taşıyıcısının nasıl olacağı, iklimsel koşullara nasıl cevap vereceği, yarım saat aralıklarla geçen toplu taşıma araçlarını bekledikleri sürede Ovacıklılara başka neler sağlayacağı, yöre yaşantısına durak olma durumun dışında neler katabileceğine dair öneriler içeriyordu. Bu önerilere grup elemanlarının ayrı ayrı masaya koyduğu cevaplar filtrelenerek prototipvari bir durak teması oluşturuldu.

Uygulama
Ovacık’a varış, bu prototipvari önerinin inşa süreci boyunca ilçenin koşullarıyla yeniden biçimlenen bir evreye geçişi başlattı. Tasarım, uygulama sürecinin de içine girerek bölgede yaşayanlar/ ustalar/ işçilerle yapılan kritikler sonucunda gelişerek bölge gereksinimlerine daha net cevaplar veren bir hale geldi. Taşıyıcı strüktüre dair benimsenen temel kararlar Ovacık’ta bulunan kerestelerin cinsi ve kullanılan atölyenin imkânlarıyla detaylar ve ölçülendirme bazında tekrar ele alındı. Cephe inşası ise tasarım sürecinde yine işlevsel imkanlar seviyesinde alınan kararların, belediyenin kullanılmayan eşya deposu-atölyesindeki malzemelerin dönüştürülmesiyle gerçekleştirildi. Bu noktada; belediyenin paralel zamanlı devam eden yol bakımı, inşası, asfaltlanması çalışmalarından artan gridal şekilli çelik elemanları kaynaklanarak gabyon duvar iskeletine dönüştürülmesi, belediye öğrenci yurtlarında kullanılmayan atıl hale gelmiş ranzaların yatak altlarındaki suntaların elden geçirilerek cephe elemanlarına dahil edilmesi, gabyon duvarın taş bölümünün doğal yollarla Munzur Çayı’ndan sağlanması gibi aşamalar grubun malzeme dönüşümü ve “yere ait olma” ilkelerini fazlasıyla kuvvetlendirdi.
Süreç boyunca Plankton Project’in yerel ustalar rehberliğindeki üretimi; öğrenci-mezun grubun işverenle baş başa olmaya dair deneyimini oluşturdu kuvvetlendirdi. Grup, Durak: Ovacık işini; 1:1 ölçekte üretme temasının -bölge halkının tanımıyla- “mağduriyet bölgesi”ndeki malzeme araştırması, bilinmeyen-gidilmeyen bir bölgede tasarım yapma araştırması ve akademik üretimlerin sadece soyutta kalmasına bir tepki olarak tanımlıyor.
Plankton Project; Durak: Ovacık işinden sonra projeleri üzerine çalışmaya devam ediyor. Şu an gündemleri epey yoğun. Grubun yeni proje fikirleri üretme amaçlı toplantılarının başlangıcıyla birlikte ilgilerini çeken konular göç, geçicilik, mülteciler ve bu kavramların kentli ile kurdukları ilişkiler olarak sıralandı. Düzenli yapılan bu toplantıların ana gündemin de; belirledikleri kavramlar ın kesişimlerini, Plankton Project ’in hangi ölçekte bu durumlara müdahil olabileceğini sorguluyor ve inceliyorlar.

Bir taraftan da ekibe gelen proje teklifleriyle ilgileniyorlar. Kavramsal düzeyde ortaya koydukları yeni proje fikirlerinin onları şehrin belli noktalarında var olan ekip-birlik ihtiyaçlarıyla karşılaştırdığını dile getiriyor grup. Bu noktada Herkes için Mimarlık ekibi ile beraber, Derviş Baba Derneği adına yürütmüş oldukları süreç var. Derviş Baba Derneği hali hazırda rahatsız oldukları kültürel duvarlara karşı mücadele eden bir kurum olarak okunabilir. Dernek var olan uygulama alanlarında oluşturdukları yardımlaşma ve karşılaşma ağını genişletmek için yeni bir binayı bünyelerine katmak istiyor. Balat’ta merkezleri yer alan dernek; Fener’de aldığı 1950li yıllara ait yapının bulunduracağı yeni programlar düşünülerek yenilenmesine ihtiyaç duydukları noktada duruma Plankton Project ve Herkes İçin Mimarlık dahil olmuş. Ölçeği ve konusu buna benzeyen bir başka kolektif üretim projesi olan Düzce Umut Atölyesi de Plankton Project için üzerine çalışılacak başka ölçeklerde imkânlar sunuyor. Bir tarafta kolektif oluşumlar ile karşılaşırken; bir taraftan da müdahil olmaya elverişli, çözüm üretilebilecek başka durumlar araştırmaya devam ediyor Plankton Project ekibi. Farklı şehirlerdeki Plankton Project ölçeğindeki ihtiyaçları keşfetmeye çalışıyor ve bunlarla ilgili kurum ve kuruluşlarla birebir iletişim kurmaya çalışıyorlar ve üretim odaklı geçirdikleri bu süreçte yaşadıkları deneyimi paylaşmanın çok önemli olduğunu biliyorlar.
Durak: Ovacık projesi, bu sürece dahil olan herkes için farklı bir araştırma potansiyelini barındırıyor. Ayrıca bu deneyimde öğrenme biçimlerinin nasıl değiştiğini keşfedip devamında da bunun üzerine gitmenin öneminin de farkındalar. Bu araştırma ve öğrenme deneyimini aktarmak noktasında önemsedikleri bir nokta var: Plankton Project ekibi yukarıda bahsedilen şekilde, sabit bir ekip olmaktansa dahil olduğu üretimler ile büyüyen gelişen bir oluşum olarak tanımlıyor kendilerini. Bu amaçla ne kadar çok insana heyecanlarını aktarabilir ve ne kadar insanı cesaretlendirebilirlerse o kadar insanla birlikte olup, fikirler ve öneriler alabilecek, yeni projeler üretebilecekler.
Plankton Project; bu karşılaşmaları yaratmak ve tanışıklıkları çoğaltmak amacıyla sunum ve söyleşiler gerçekleştirmeye devam ediyor. İTÜ Taşkışla Mimarlık Fakültesi sunumlarını henüz bitiren grubun takvimlerinde Salt, StudioX, Bilgi Üniversitesi ve Mardin Artuklu Üniversitesi bulunuyor. Grubun bu noktada ulaşmak istediği önemli bir kesim de, diğer üniversite öğrencileri.
Grubun işlerini takip etmek ve iletişim sağlamak için planktonproject.com adresini ve sosyal medya hesaplarını takip edebilir, her tür paylaşımda bulunabilirsiniz.








