Mimari ve iç mekan tasarımı
Ofisvesaire tarafından yapılan, oldukça eğimli bir yamaçta zeytin ağaçları ve makilik
bir çevre içine yerleşen Karaburun’da Ev, kullanıcılarına panaromik bir deniz
manzarası ve kent yaşantısından arınmış dingin bir yaşam imkanı sunuyor. Tasarımda
belirleyici unsur olarak ön plana çıkan 14 metrelik kot farkı için bölge
genelindeki yapılaşma yaklaşımı incelenmiş. Çevredeki mevcut yapılaşmada, genel
olarak eğimi görmezden gelen bir yaklaşım görülmüş ve arazi ile kurulan bu
ilişkiye zıt bir anlayış belirlenmiş. Bu bağlamda ev, topoğrafya ile uyum
içerisinde eğime kademeli olarak oturan etkisiyle, çevre dokuya saygılı bir
tutum ortaya koyuyor ve mevcut yapılı çevreden bu temel yaklaşımıyla ayrışıyor.
Yaklaşık %55 eğime sahip olarak arazide dört kota yerleşen kütlelerden orta
kotta yer alan ana giriş kütlesinde salon ve mutfak mekanlarının bulunuyor.
Mutfak hareketli bir seperatör ile girişten ayrılırken salon ile mutfak
arasında ayırıcı bir eleman bulunmuyor. Her iki mekan da seyir terası ve yemek
alanı ile ilişki kurabiliyor. Katlar ilişkisi açısından ana yaşam fonksiyonunu
üstlenen giriş katı, üst kattaki ebeveyn yatak odası ve buna ait yaşam alanı
ile alt katta yer alan çocuk ve genç odaları arasında bir geçiş işlevi
üstleniyor. Ana kütlenin bitişiğindeki ikinci kütle ise, yarı-açık bir geçiş
ile ana kütleden ayrışıyor, altında kapalı otopark fonksiyonunu sağlarken, üst
kotunda misafirlere yönelik bağımsız bir birime dönüşüyor. Bu kütlenin çatısı
ise, ana kütlede bir üst kotta yer alan yaşam alanının kullanımına yönelik bir
teras olarak dinlenme ve seyir fonksiyonlu önemli bir açık alan haline geliyor.
Binanın kısmi olarak toprağa gömülmesi sayesinde farklı kotlarda açık alan
kullanım imkanları sağlanmış. Ayrıca, yapının önemli bir kısmının toprak içinde
yer almasıyla ısı yalıtımı açısından da ideal bir durum oluşmuş ve hiç bir mekanik
sistem devreye alınmaksızın yaz döneminde serin, kış döneminde ise ılık bir
ortam sıcaklığı kendiliğinden sağlanabilmiş.
Girişin üst kotu olan +3.50 kotu ise ebeveyn yatak odası ve
onun yaşam alanı için ayrılmış. Ebeveyn yatak odası, giyinme odası ve ebeveyn
banyo güneyde konumlandırılırken kuzeye ebeveynlerin kullanımı için mutfak ve
hobi odası yerleştirilmiş. Ahşap kirişler ile yarı-açık bir alan olarak
tasarlanan hobi terası dış bir koridor ile hobi odasına bağlanıyor. Bu alana
yerleştirilen hareketli paneller ise güneş kontrolü ve kullanım esnekliği
sağlıyor. Projede evin iç mekanlarını destekleyen açık alanlar önemli bir yer tutuyor.
Bu açık alanlar bahar ve yaz döneminde evin asıl yaşam mekanları gibi işlev
gösterirken kimi zaman da evin yatay veya düşey sirkülasyonuna alternatif bir seçenek
oluyor. Evin sirkülasyon kurgusuna alternatif teşkil eden yarı açık pasaj, uçan
manzaralı yol ve peyzaj merdivenleri, yapının içine hiç girmeden aynı katta veya
katlar arasında dolaşım sağlıyor. İç mekan ile dış mekan arasında oluşturulan
bu ara mekanlar ile yapıda dinamik bir mekan kurgusu hedeflenmiş. Projede dört
farklı kota yerleşen kütleler malzeme olarak da ayrıştırılmış ve arsadan çıkan
doğal taş en alt iki kotta araziyle bütünleşecek şekilde kendisini göstermiş.
Cephede malzeme kullanımındaki bu ayrışmaya karşın yapının içerisinde oldukça
yalın bir malzeme paleti kullanılmış. Bu yalın ve nötr dil, evin her kotundan görülebilen
denizin iç mekanda tamamlayıcı olmasını sağlıyor. İç mekan tasarımında zemin
kaplamalarında gri tercih edilerek iç ve dış mekan arasındaki gri tonlarla uyum
sağlanmış. İç mekan yüzey kaplamalarında ise şömine, yemek masası ve sehpalarda
koyu kahve tonlu mermer kullanılarak kontrast sağlanmış.