Günümüz müzelerinin atası sayılan “Wunderkammer”,
ya da İngilizce ismi ile “Cabinet of
curiosities”, bir çeşit “Harikalar dolabı” anlamına
geliyor. Rönesans ve sonrası dönemde,
kurumlarda arşivleme amaçlı oluşturulan odacıklar
coğrafyaya, hayvan bilimine, bitki bilimine ya da etnografyaya
dair biriktirilen çeşitli parçalarla doldurulurdu.
Yeni ülkelerin keşfi ve bilimdeki ilerlemelerle birlikte, bu
odalar özellikle aristokratlar arasında o denli popüler oldu
ki, doldurulmuş egzotik hayvanlardan mitolojik heykellere
ya da makine parçalarına, kişisel “harikalar dolapları”nın
oluşturulması o dönemde bir modaya dönüştü. Nesnelerin
biçimsel ya da işlevsel benzerliğine ve kişisel tercihlere göre
kategorilendirilerek oluşturulan bu odacıklar, modern sınıflandırmanın
ve müzeciliğin gelişmesi ile birlikte geçerliliğini
yitirdi.
Sürrealistlerden 2008 yılında MoMA’da açılan “Wunderkammer:
A Century of Curiosities” sergisine, Wunderkammerler
modern ve çağdaş dönemlerde dahi ilgi ve merak
konusu oldu.
İtalyan sanatçı ve tasarımcı Francesco Faccin, geçtiğimiz
aylarda bir seri Wunderkammer tasarlayarak “harikalar
dolapları”nı yeniden yorumladı. Travertenden üretilen mini
modüller düşey yüzeylere monte edilerek kişisel eşyalardan
bir “harikalar dolabı” yaratılmasına olanak sunduğu gibi,
aynı zamanda alt kısmındaki depo bölümü ve bataryası ile
birlikte bir su kaynağı işlevi de görüyor. Faccin’in çağdaş
Wunderkammerleri, bugünün evlerine esprili ve işlevsel bir
yorum getiriyor.





