İzmir’in Yelki mevkiinde yalın mimari üslubuyla çevresindeki yapılaşmalardan ayrışan Nigar-Özcan Canpolat Evi’nin tasarım aşamasına 2016 yılında Mert Uslu Mimarlık tarafından başlanmış ve uygulaması 2019 yılında tamamlanmış. Tasarım sürecinin başlangıcında kullanıcıların istekleri tartışılıp değerlendirilirken özellikle Fransa ve Türkiye arasında dönüşümlü bir ikamet etme durumu göz önüne alınmış ve buna yönelik tasarım kararları belirlenmiş. Özellikle bahar ve yaz mevsimlerinin Türkiye’de geçirileceği kurgusundan hareketle, bu mevsimlerde bölgenin güneşlenme ve ısınma potansiyeline ilişkin dezavantajın olumlu yöne evrilmesi amaçlanmış. Bu doğrultuda belki de projenin bel kemiği sayılacak olan 9 metre yüksekliğindeki taş duvar sezgisel sürecin başlangıcına eklemlenmiş.
Çoğunlukla sıcak iklimsel özellikler barındıran bölgede yer alacak yapıların, iç mekanlarında oluşan sıcak havanın konfor şartları korunarak sirküle edilmesi gerekliliği, yapının bel kemiği haline gelen taş duvarı daha özelleştirmiş. Taş duvardan koparılarak iç mekanda yaratılan galeri boşluğu, ısınan havanın yükselerek sirküle edilmesini sağlamanın yanı sıra iç mekanın hacimsel boyutunu arttırarak mekansal algıya farklı perspektifler kazandırmış. Galeri boşluğu içerisine yerleşen ahşap merdiven üst zemin katını alt zemin kata ve birinci katlara bağlıyor. Merdivenin birinci katta yer alan köprüye eklemlenerek yatak odalarına erişim sağlaması ise, galeri içerisindeki mekansal zenginliği daha da pekiştiriyor.
Eğimli bir arazi yapısına sahip olan tasarım alanında konumlanan yapı, üst zemin, alt zemin ve birinci kat olacak şekilde üç katlı olarak planlanmış. Doğu aksında yer alan ana giriş cephesinden üst zemin kata ulaşılıyor ve bu kattan alt zemin kat ile birinci kata erişim sağlanıyor. Alt zemin katın bahçeye açılan yapısı, iç ve dış mekanı birbirine bağlayarak bütünleşik bir kurgu yaratmış. Bu katta iç mekanda; salon, mutfak, kiler, misafir yatak odası, ıslak mekanlar ve hol yer alırken dış mekanda; teras, bahçe, havuz, kış bahçesi ve su deposu konumlanıyor.
Dış mekanda zemin ve bahçe duvarı kaplaması olarak bazalt taşı kullanılmış. Bu taşın binanın geneline yayılan ve saf geometrik biçimlenişin üç boyutlu yansımasını pekiştiren brüt beton ile birleşimi, yapıya bütünsel bir renk ve doku etkileşimi kazandırmış. Bazalt taşı kaplamalı sert zemini saran yeşil dokuda ise mevcutta yer alan zeytin ağaçlarının konumları değiştirilerek korunmuş ve yeşil dokuya çoğunlukla bölgeye özgü bitkiler entegre edilmiş. Ayrıca bahçe duvarlarında ve zeminde yer alan aydınlatma elemanları ile yapının gece görünümünün sunduğu görsellik zenginleştirilmiş. Bahçe kotunda doğu-batı aksında yer alan merdiven, alt zemin kat ile üst zemin katı dış mekandan birbirine bağlayarak iki kot arası geçişi olanaklı kılmış. Alt zemin katta havuza ve bahçeye açılan açıklıklar iç ve dış kavramlarını bütünleştirerek görsel algıyı mekansal düzeyde arttırırken söz konusu bu bütünleşiklik, kullanıcılara özellikle yaz aylarında mekana ilişkin farklı kullanım biçimleri sunuyor.
İç mekanda taş duvara yaslanarak tüm kotları birbirine bağlayan ahşap merdiven ve içerisinde yer aldığı hacimsel boşluk, bahçe kotu cephesinde tüm katlar boyunca yükselen açıklık gerisinde kendisini sergiliyor. Plan düzleminde okunan taş duvar ve mekanlar arası sirkülasyon boşluğu, cephe boyunca da algılanabilir hale gelmiş ve bu biçimleniş aynı zamanda yapıdaki dolu-boş dengesinin de bütünsel olarak kütleye yansımasına katkı sağlamış. Mekanlar arası hareketin ve akışın sergilendiği bu alan dışardan okunabilir yapısıyla dikkat çekiyor. Cephe boyunca yükselen bu açıklığa saplanan üst katlardaki betonarme plak döşemeler, düşeyde ve yatayda beliren yalın mimari dili vurguluyor. Yapının ana girişinin yer aldığı üst zemin katta iç mekanda; salon, yatak odası, banyo, hol ve balkon yer alırken dış mekanda ise otopark konumlandırılmış. Bu katta yer alan salon cephesinden manzarası bahçeye ve havuza açılan balkona erişiliyor. Aynı zamanda bu balkonun ana giriş ile bağlantılı yapısı onu dışarıdan ulaşılabilir bir yarı açık alan haline de getirmiş. Ana giriş cephesindeki sert zeminde yer alan bazalt taş kaplamanın balkonda da devam etmesiyle zemin düzlemi boyunca görsel bütünlük sağlanmış. Üç metre genişliğinde konsol olarak yapıya eklemlenen balkon gün batarken ortaya çıkan ışık yansımalarıyla tıpkı bir gün batımı terasına dönüşüyor. Balkon boyunca yatayda devam eden düşey metal korkuluklar, cephedeki ritmi arttırmanın yanı sıra yapıdaki düşey-yatay ilişkisini ve bu ilişkinin sürekliliğini malzeme farklılığı ile destekliyor.
Zemin kat ile birinci katı birbirine bağlayan ahşap merdiven, galeri boşluğundaki sirkülasyonu tanımlayarak taş duvar ve birinci kattaki köprü ile birleşmiş. İki kat yüksekliğindeki boşluk, taş duvar ile bahçe cephesinde 3 kat boyunca uzanan açıklıklar ile bütünleşerek yapı içerisinde kendi kimliğini oluşturmuş. Tavandan sarkan aydınlatmalar bu boşluğu düşeyde tanımlayan donatı elemanları olarak belirmiş. Yapının bu bölümünde, hem iç mekan algısına farklı perspektifler kazandırmak hem de dış mekandan bakıldığında iç mekana ilişkin görsel geçirgenlik içeren bir etki yaratmak istenmiş. Bu görsel etki ile mekandaki fiziksel akış kendi dışavurum biçimini oluşturmuş.
Yapının birinci kat düzleminde ebeveyn yatak odası ve banyosu, çocuk odası, hol ve balkonlar yer alıyor. Bu kata sadece ebeveyn yatak odasının erişiminde olan ve ana giriş (doğu) cephesine bakan bir balkon eklenmiş. Kattaki her iki yatak odasının kullanımında olan ikinci bir balkon ise bahçe (batı) cephesine konumlanmış. Ebeveyn yatak odasının içerisinde giyinme alanı ayrı bir hacim olarak yer alıyor. Bu kattaki mekanlara erişim galeri boşluğunda yer alan köprü ile sağlanıyor. Yalın mimari bir dile sahip olan yapıda saf geometrik biçimlenişin izleri bütünüyle okunuyor. Yatay ve düşey çizgilerin birbirleriyle olan etkileşimi, geometrik biçimlenişi ve yalın mimari üslubun dışavurumunu pekiştiriyor. Yapıyı adeta bir referans noktası haline dönüştüren taş duvarın gerisinde biçimlenen mekanlar, iki ve üç boyutlu düzlemlerde birbirleri içerisine akarak iç mekanda farklı mekansal algıların oluşumunu destekliyor. Doğal taş, brüt beton, bazalt taşı ve şeffaflığın birbirleriyle kurduğu ilişki tasarımın başlangıç aşamasında oluşturulmak istenen naif tavrın bir yansıması. Bu tavır ve yalın mimari üslup, yapının içerisinde yer aldığı doğal çevreyle bütünleşmesini ve ortak bir dinamizm ve dengenin bir arada yer almasını sağlayan temel etken olmuş. Bu doğrultuda ortaya çıkan yapı, tüm bu tasarım felsefesinin vücut bulmuş ürünü.
KÜNYE
Mimari Tasarım: Mert Uslu Mimarlık
Tasarım Ekibi: Mert Uslu, Nilay Özcan Uslu, Melek Güneysu Öztürk, İmge Yurtseven Koç, Farida Rashidova
Müteahhit: Özcan Canpolat
Strüktür Mühendisliği: Deniz Alkan
Makine Mühendisliği: Arel
Elektrik Mühendisliği: Bolelli
İnşaat Alanı: 350 m²
Proje Yeri: Güzelbahçe, İzmir
Tamamlanma Tarihi: 2019
Fotoğraflar: Mert Uslu Mimarlık Arşivi
DOĞAL TAŞ:
CEPHE
URLA TAŞI
OCAK
URLA
DIŞ MEKAN ZEMİNLER VE BAHÇE DUVARLARI
BAZALT
OCAK
KAYSERİ






















