Tasarım konsepti, yapının mekansal potansiyeli çerçevesinde, özgün plan şeması ve mimari elemanların özgün nitelikleri korunarak kurgulanmış. Proje konsepti, kompleksin halkın, üniversitelerin, araştırmacıların ve sivil toplum kuruluşlarının da kullanımına açık bir yapı olması bağlamında tasarlanmış. Proje aşamasında bölgenin gelişim ve sanayileşmesine yönelik süreç, Tarsus özelinde Çırçır Fabrikası’nın geçirdiği müdahale ve değişimler araştırılmış; yapısal izler ve malzeme analiz çalışmaları sonrasında müdahale kararları oluşturulmuş. Proje kapsamında çalışma ofisi, sergi salonu, konferans salonu, laboratuvar, kütüphane, kafeterya, kazı evi, eser depoları, su deposu, güvenlik mekanları yer almış. Yapı grubuna işlevden bağımsız olarak yapılan müdahalelerde; niteliksiz eklerin kaldırılması, özgün mimari elemanların minimum müdahale ile sağlıklı hale getirilerek korunması, işlev ve statik zorunluluklar gereği yapılan eklerin geri dönüşümlü, yapıya uyumlu ve izlenebilir olması temel ilkeler olarak benimsenmiş. Çırçır Fabrikası yapı grubu bir iç avlu çevresinde toplanıyor.Kitleler arasında yer alan açıklık avlulaştırılarak çağdaş formda doğal taş kaplanmış. Kazı ekibinin kullanımı için avlunun kuzeybatı yönünde bir ahşap revak planlanmış. Mekanlarda görülen sıkıştırılmış toprak döşemenin özgün olduğu öngörülmüş. Yeni uygulamada ise benzer binalarda görülebilecek eski bir döşemeye (tuğla, doğal taş vb.) referans vermeyecek form, malzeme ve teknik kullanılmış. Üst yapıdaki ahşap makaslar ve çatı fenerlikleri, gerek form ve detayları, gerekse otantik özellikleri ile yapı grubunun en önemli mimari elemanları. Ahşap makaslar, yapının uzun süre boş kalması ve dış koşullardan etkilenmeleri nedeniyle taşıyıcı niteliğini belirli ölçüde kaybetmiş. Bu bağlamda yapının çatı yükünün ahşap makaslardan bağımsız olarak çelik bir sisteme taşıtılması, ahşap makasların temizlenerek onarılması, üstüne yük bindirilmeyerek sadece kendini taşıması öngörülmüş. Ahşap fenerlikler özgün niteliği ve işlevi korunarak onarılmış. Mevcut üst örtünün özgün olmaması nedeniyle, yapının yeni işlevi bağlamında nem ve ısı yalıtımı da dikkate alınarak, koruyucu çatı çelik taşıyıcı sisteme oturtulmuş ve kiremit kaplamayla bitirilmiş. Doğal taş duvarlar, genelde taşıyıcı niteliğini korumuş. Ancak, çimento katkılı sıva ve dış koşullar nedeniyle özgün doğal taşların bir bölümü niteliğini kaybetmiş.
Bu doğrultuda, uygulama sürecinde;
• Laboratuvar çalışmalarında, yapıda kullanılan doğal taş ve harcın bazı temel fiziksel özellikleri belirlenmiş. Malzeme analiz raporlarında, kullanılacak bağlayıcının özgün harç ile uyumlu olacak şekilde agrega seçimi yapılması, çimentonun hiçbir şekilde kullanılmaması önerilmiş.
• Yapılan sıva raspası sonrasında taş duvarlardaki deformasyonlar ve niteliğini kaybeden birim doğal taş elemanlar belirlenmiş. Özgün taşların temizlenerek yerinde korunması, niteliğini yitiren doğal taşların özgün malzeme ve formda yenilenmesi benimsenmiş. Bu aşamadan sonra müdahale kararları yukarıda bahsedilen bulgular doğrultusunda revize edilmiş.
• Doğal taş elemanlar geleneksel yöntemlerle, yerel taş ocaklarından çıkarılarak alana getirilmiş, özgün malzeme ve boyutlarda hazırlanmış.
• Doğal taş duvarlar 1 metrekarelik modüller halinde numaralanarak sökülmüş, toprak harç temizlenerek niteliğini koruyan doğal taşlar laboratuvar analizlerince belirlenen harç karışımları hazırlanarak yerine konmuş.
• Niteliğini yitiren taşlarla ilgili olarak ise özgün doğal taş malzeme yerel işçilik teknikleriyle, özgün boyutta ve formda, ancak güncel onarım olduğunun anlaşılması için farklı bir tekstürde işlenerek yerine konmuş.
• Kentte yaşayan, meslek lisesi mezunu veya inşaat işlerine yatkın işsiz gençler deneyimli ustaların, uzman mimarların ve restoratörlerin gözetiminde eğitilerek, kültür mirası restorasyonlarında doğal taş, sıva ve ahşap ustası olarak çalışmaları sağlanmış.
Onarım müdahalelerinde özgün doğal taş, harç, döşeme kaplaması gibi yapıya uyumlu malzemelerin tercih edilmesi, özgün çatı fenerlikleri korunarak doğal aydınlatma ve havalandırma sağlanması, çatıya kurulan fotovoltaik ve güneş panelleri ile yapının ihtiyacı olan enerji üretiminin sağlanıp, sıcak su ihtiyacının karşılanması, yaz aylarında kazı ekibinin; eserleri yıkama çalışmalarında kullanmak üzere yağmur sularının depolanmasına yönelik bir sistem geliştirilerek, su kullanımının azaltılması kriterleri bağlamında yapı, LEED Gold sertifikası almış. Böylece, Boğaziçi Üniversitesi Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi, LEED Gold sertifikası alan ilk endüstri mirası kültür varlığı olmuş. Boğaziçi Üniversitesi (BOUN) Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi, 2017 yılında tamamlanarak kullanıma açılmış. 2019 yılında 13. TSMD Mimarlık Ödülleri’nde Yapı Dalı’nda ve Avrupa’nın koruma alandaki en prestijli ödülü kabul edilen Avrupa Kültürel Miras Ödülleri’nde (Europa Nostra Ödülleri) Koruma Dalı’nda ödüle değer görülmüş.
KÜNYE
Restorasyon Projesi ve Mimari Tasarım: Saadet Sayın, SAYKA
Proje Ekibi: Dilgecen Aka, Merve Yıldız, Burcu Günay, Zeynep Delibaş Alpar, Gül Devrim Demirel, Mustafa Peker, Burhan Özçelik
İşveren: Kültür Bakanlığı, Boğaziçi Üniversitesi
Yüklenici: SAYKA İnşaat Mimarlık Mühendislik Ltd. Şti.
Elektrik Projesi: Hatice Şermin Mengüç
Mekanik Proje: Hakan Kızıldaş
Statik Proje: Atilla Eser Kültür Bakanlığı
Kontrollük: Betül Kiminsu
Boğaziçi Üniversitesi Kontrollük: Şahin Öztürk, Celalettin Demirel, Hasan Hayri Sert, Betül Kutlar, Serkan Bıyık, Selçuk Selçuk
Uygulama Yönetimi: Ali Baran Sayın, Sedat Yılmaz
Restorasyon Uygulama Sorumlusu: Saadet Sayın
Tamamlanma Tarihi: 2017
Toplam İnşaat Alanı: 2.569 m²
Proje Yeri: Tarsus, Mersin
Fotoğraflar: Yerçekim Architectural Photos
























