Malzeme olarak yörenin geleneklerine atıfta bulunuluyor
kâgirbetonarme melez bir sistem önerisi, sadeliğin esas alındığı
bir tasarıma dönüşüyor .
Adıyaman, tarihi ve kültürel değerlere sahip çok hızlı
büyümekte olan bir kent. Yörenin hem iklimsel hem
de yaşamsal olarak kendine özgü ayırıcı karaktere sahip.
Ülke genelinde sürmekte olan içeriksiz ve niteliksiz
kentleşme alışkanlıklarına rağmen, bölgede çağlar
öncesinden gelen yapı alışkanlıkları var olmuş durumda.
Yarışma arazisi, Vartana Yolu üzerinde bulunuyor. Arazinin kuzeyinde
bulunan yatılı ilköğretim okulu, güneyinde bulunan sevgi evleri projesi
ile birlikte bölgenin bir sosyal-eğitim bölgesi olarak gelişebileceği öngörülebilir.
Kentin ileride bu bölgeye doğru genişleyebileceği düşünülürse,
yol cephesine gösterilecek tavır ve yapının önerebileceği kentsel
model; irdelenmesi gereken bir konu…
Aktif Yaşam Merkezi engelli vatandaşlar ve gaziler için en doğru fonksiyon
ilişkisini; erişilebilirliği ön planda tutan, yörenin karakterinden
kopmayan, ölçek ve mekân hissi olarak huzurlu ve ferah olmayı esas
alan, açık- kapalı alan ilişkilerini zengin bir şekilde kuran bir kurguda
tasarlanmalıydı.
Erişilebilirlik, bu proje için şüphesiz ki en önemli kriter olmuş. İstenen
program ve arazi büyüklüğü göz önüne alındığında, hemen hemen
tüm mahallerin hemzemin olabileceği görülüyor. Gerekli mahallerin
hepsinin, günümüz kentlerinde hasret kaldığımız “yaya sokak”larıyla
ilişkilenmiş küçük ölçekte bir kent modeline oturması mümkün. Kullanıcıların
kendilerini kapalı tesislere hapsedilmiş hissetmekten çok,
dış – yarı dış mekânlarda sosyalleşmeleri daha ideal görünüyor.
Kent Programda bulunan sosyal eğitim ve destekleyici eğitim bölümleri
“eğitim sokağı”nda, iş ve meslek eğitim atölyeleri de atölye sokağında
konumlandırılıyor.
Görece daha sakin ikinci meydan; kütüphane, terapi bölümü ve misafirhaneyle
ilişkileniyor. Sokaklar arkaya doğru uzanıp, hobi bahçeleri
ve spor alanlarının bulunduğu rekreatif alanlara uzanıyor.
Yapısal dil, insani bir sokak ölçeğine bürünürken, parçalanma zengin
perspektifler yaratarak monotonluktan sıyrılmaya çabalıyor.
Malzeme olarak yörenin geleneklerine atıfta bulunuluyor, kâgirbetonarme
melez bir sistem önerisi, sadeliğin esas alındığı bir tasarıma
dönüşüyor.
Bir bina değil; erişilebilir, sosyal, huzurlu sokaklardır, avlulardır artık.
İnsancıl bir kent modelidir özlemi duyulan…
dokularından alışkın olunan doğal rastlantısallık, mekânsal hiyerarşi
kurgusuyla gerçekleştirilmeye çalışılmış.
Kitleler genel olarak kendi içlerinde farklı aktivitelere ve sosyalleşmeye
imkân veren, birbiri ile ilişkili boşluklar oluşturacak şekilde
parçalanıyor. Parçalanma kitlelerin yükseklikleri ile oynanarak üçüncü
boyuta da taşınıyor. Kentsel doku hem yaşantıya hem yapı diline
doğrudan etken haline getiriliyor. Tek doğrultulu kurgu iki ana aks
ekseninde zonlanıyor. İki ucu da etkinlik meydanları ile birleşen bu
akslar yer yer kaydırmalar yapılarak anıtsallıktan uzaklaştırılıyor.
Yapıya yoldan ve güneyde ayrılan otopark alanından temel iki yaklaşım
bulunuyor. Tüm arazinin çevresinden dolaşması öngörülen servis
yolundan içeri alan ikincil aralıklar da ekleniyor.
Yapının içerisine girildiğinde bizi önce giriş binası, idare, çok amaçlı
salonlar, yemekhane ve satış üniteleriyle çevrelenmiş bir meydan
karşılıyor. Bu meydandan doğu yönündeki ikincil meydan ve rekreatif
alanlara doğru iki sokak uzanıyor: Eğitim ve üretim sokakları.







