Yahşibey Köyü, Dikili ile Çandarlı arasında kalan yaklaşık 116 haneli içine kısmen kapalı, sessiz, sakin, kendi halinde bir köy. Bildiğimiz diğer köyler gibi organik bir yapıya sahip ve bu durumu kendi yapı diline de yansıtıyor. Köyün evleri sokaktakiler için neredeyse bir duvardan ibaret. Yaşam olarak herşey içerde olup biterken dışarda yani sokakta sadece sesleri duyarsınız. Sokaklarında dolaşırken duvarlarla hareket ediyorsunuz. Yapıların duvarları aynı zamanda sokağında duvarı oluyor. İçleri hakkında bize hiç bilgi vermiyor. Köyün yapıları her zaman bir sınıra sıfır yerleşiyor ve önlerinde yarı gölgeli bir alan, daha sonra da bahçeye bırakıyor. Tüm evler taş kullanılarak geleneksel yığma sistem ile yapılmış. Hakim rüzgar kuzeyden değil arkalarındaki dağdan (doğu) süzülerek geliyor. Bu yüzden evlerin doğuya bakan tarafları sağır ve hiç bir açıklık bulundurmuyor. Hemen hemen tüm evler araziyi de iyi kullanmış durumda. Arazi kesitine göre arka tarafının yarısı ya da tamamı gömülü durumda. Bu da görünmez olmalarını sağlıyor. İklim ise yazın kuru sıcak kışın ise sert ve soğuk. Sıcağın hakim olduğu bir yer olduğu için evlerin planlarıda üstü kapalı önü açık (hayat) ya da tamamen kapalı bir mekan ve bu mekan takılmış odalardan oluşuyor. Aslında herşeyi iklim belirliyor. Yani bir coğrafyanın mimari dile müdahalesinden bahsediyoruz. Bu da köydeki yapıları yerine ait kılıyor ve aidiyet duygusunu hissettiriyor.
Yahşibey köyü, yerel yaşantısını sürdürdüğünden, yapılarının çoğunu taştan ve yığma bir sistemle inşa ediyor. Bu durumun köyde devam ediyor olması, köyde var olan taş işçiliği ve zanaatkârlığın
haberler | news
natura | 35
and craftsmanship alive. However, the fact that the stones found in the village are volcanic and not very suitable for building, decrease the amount of existing stone masters. It is known that these stones are indurable and difficult to dress. Fortunately, we have Mr. Yılmaz who set his heart on stones. Mr. Yılmaz is a stone master who performs many stoneworks in the region and protects the localness. At the same time, he is the master who built the Yahşibey houses of Nevzat Sayın. When we look at the sharp edges of the new constructions, we immediately see his craftsmanship and dexterity. It must be really difficult to obtain a sharp-edge stone from a stone that is challenging to dress and then add it to the carrier system of the structure. Mr. Yılmaz rises to this challenge in a very good way and maintains it with the new constructions he builds in the village.
It is undeniable that the transformation of the Yahşibey Village which was designed through the technique of villagers and the drawings by Nevzat Sayın, made a great contribution to the village. Nominately; it is highly precious and valuable that the styles of projects drawn in offices are far away from the local construction technique, and that they construct them by using stone and concrete. There is a significant amount of mutual information and method exchange.
I met this village owing to a summer internship. As ten students who participated in the Yahşibey design studies, we encountered with these buildings for the first time ever and this first acquaintance required an introduction process. However, the working environment and living space offered by the structure, kept this process to a minimum. Actually, these were what the structure did not offer. Because during the internship, there is no private room, restroom or bathroom for you to use. The dormitory consists of a single room with only a cheesecloth between beds. There are no doors for the bathrooms. The thin linear pool defined between the two masses, contributes to the working environment by limiting what you do in the space. In such short notice, we found the opportunity to understand the village and its transformation.
We can easily say that Nevzat Sayın, who established the education system along with the subject of architecture as a geography lesson, and Emre Senan Design Foundation, who hosted us in the village; have ultimately reached their goals. I would like to take this opportunity to thank the workshop executives Nevzat Sayın and Michael Edward Young, as well as Emre Senan, the founder of the foundation.
yaşamasını sağlıyor. Ancak köyde bulunan taşların volkanik taşlar olması ve yapı yapmaya çok da uygun olmaması var olan taş ustalarının azalmasına neden oluyor. Taşların dayanıksız ve işlemesi de oldukça zor olan taş türlerinden olduğu biliniyor. Neyseki, taşa gönül veren Yılmaz Usta var. Yılmaz Usta, bölgedeki bir çok taş işlerini yapan ve yerelliiğini koruyan bir taş ustasıdır. Aynı zamanda Nevzat Sayın’ın Yahşibey evlerini inşa eden ustadır kendisi. Zanaatkarlığı ve ustalığını yeni yapıların keskin köşelerine baktığımızda hemen anlıyoruz. İşlenmesi zor olan bir taştan sivri kenarlı bir taş elde edip bunuda yapının taşıyısı sistemine eklemek oldukça zor olsa gerek. Yılmaz Usta, bunu oldukça iyi bir şekilde başarıp, köyde yaptığı yeni yapılarla bunu sürdüyor.
Nevzat Sayın’ın tasarladığı Yahşibey Köyü’ndeki dönüşümü, köylülerin tekniğiyle kendi çizdiklerini yapmanın köye katkısını olduğu yadsınamaz bir durum elbette. Şöyle ki; ofislerde çizilen projelerin dili ile yerelde yapı yapma tekniğinin bir birinden çok uzak olması ve bunu taş ve beton kulanarak inşa etmeleri oldukça değerli ve kıymetlidir. Burda karşılıklı olarak ciddi miktarda bilgi ve yöntem aktarımı oluyor.
Ben bu köy ile bir yaz stajı vesilesi ile tanıştım. Yahşibey tasarım çalışmalarına katılan 10 öğrenci ekip olarak aynı anda bu binalar ile ilk defa karşılaştık ve bu ilk olma durumu da bir tanışma süresi gerektiriyordu. Ancak yapının bize sunduğu çalışma ortamı ve yaşam alanı bu tanışma süresini minimumda tuttu. Aslında yapının sunmadıkları bunlardı. Çünkü herhangi özel bir odanız, tuvaletiniz ve banyonuz bulunmuyor bu staj esansında. Yatakhane tek bir odadan oluşuyor ve yataklar arasında sadece bir tülbent bulunuyor. Banyoların kapıları bulunmuyor. İki kütle arasında tanımlı ince lineer havuz, mekanda yapıp ettiklerinizi sınırlayıp çalışma ortamına katkı sağlıyor. Bu şartlarda kısa bir zamanda; köyü ve köyün dönüşümünü anlama imkanı bulduk.
Bir coğrafya dersi olarak mimarlık konusuyla eğitim sistemini kuran Nevzat Sayın ve köyde bize ev sahipliği yapan Emre Senan Tasarım vakfı amacına ulaşmış demek zor olmaz herhalde. Atölye yürütücüleri Nevzat Sayın ve Michael Edward Young’a, ayrıca vakfın kurucusu Emre Senan’a bu vesileyle tekrar teşekkür ederim.



