Arter, Ekim 2016–15 Ocak 2017 tarihleri arasında, Bilge Friedlaender’ın “Sözcükler, Sayılar, Çizgiler” isimli solo sergisine yer veriyor. Küratörlüğünü Mira Friedlaender ile Işın Önol’un birlikte yaptıkları sergi, Bilge Friedlaender’ın 1980 yılından bu yana sergilenmemiş ve Türkiye’de izleyicilerle hiç buluşmamış eserlerini bir araya getiriyor. “Sözcükler, Sayılar, Çizgiler”, 2000 yılında aramızdan ayrılan sanatçının vefatından sonra gerçekleşen ilk kişisel sergisi olma özelliğini taşıyor. Sözcükler, Sayılar, Çizgiler’in merkezinde, Bilge Friedlaender’ın “çizgi” ve “kare” gibi insan eliyle yaratılmış formlar ve insanın doğayla kurduğu ilişki üzerine sürdürdüğü titiz araştırma yer alıyor. Sergi, önce çizginin sonsuz olasılıklarını, ardından bir kağıdın yırtılmasıyla oluşan çizgiyi ve yerçekimine meydan okuyan bir karenin alabileceği şekilleri araştıran Friedlaender’ın incelikli üretiminin belirli bir dönemine (1971–1983) odaklanıyor. Bilge Friedlaender’ın on yılı aşkın bu döneminde, –kendisini bir minimalist olarak tanımlamasa da– basit malzemelerle mütevazı bir görsel dili hedeflediği ve bu deneysel çabayı bir laboratuvar ortamı titizliğinde sürdürdüğü görülüyor.Yazıları aracılığıyla kendi çalışmalarıyla olan diyaloğunu ve kendini sorgulamayı sürdürmüş olan sanatçının; zaman/mekân algısı, boyutlar arası geçiş, görecelik gibi konular üzerine yoğunlaştırdığı üretimi bugün de güncelliğini koruyor. Sözcükler, Sayılar, Çizgiler’in sergi yayınında yer alan Friedlaender’ın “kendi kendisiyle sohbeti”, sanatçının kişisel ve profesyonel öyküsüne odaklanıyor. Friedlaender’ın sanata dair düşüncelerinin yer aldığı bu kurgusal söyleşide, küratörler tarafından bugüne kadar yayımlanmış ve yayımlanmamış kaynaklardan seçilen çok sayıda metin bir araya geliyor. Sergi yayınında ayrıca, Friedlaender’la 1990’larda tanışan Ahu Antmen, özellikle de Türkiye’de yaptığı çalışmalar üzerine tarihsel bir okumayla, Bilge Friedlaender’ın yaşamının son dönemlerindeki üretiminin bir manzarasını sunuyor. Yayına yeni bir metinle katkıda bulunan bir diğer yazar olan Lewis Johnson, Bilge Friedlaender’ın sergide yer alan çalışmalarını daha geniş bir felsefi bağlama oturturken, Gregory Volk ise sanatçının yapıtının malzemeden ve dokunuşlardan geçerek bize ulaşan derin kaynağı üzerinden sanatçıyı Amerikan kültür tarihi ile ilişkilendiriyor. Kitap küratörler Mira Friedlaender ile Işın Önol’un kaleme aldıkları ve bu serginin düşünsel ve fiili arka planını açığa çıkaran bir sunu metniyle kapanıyor.







