3. İstanbul Tasarım Bienali, “Biz İnsan Mıyız? Türümüzün Tasarımı: 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl” teması ile 22 Ekim’de başlıyor. Beatriz Colomina ve Mark Wigley küratörlüğündeki sergi, Alt, Depo, Galata Rum İlköğretim Okulu, Studio-X’te gerçekleşecek ve pek çok yan etkinliğe ev sahipliği yapacak ve 4 Aralık’a dek sürecek.
3. İstanbul Tasarım Bienali, “insan” ve “tasarım” kavramları arasındaki yakın ilişkiyi inceliyor. Tasarım hep insanın hizmetindeymiş gibi görünse de, asıl iddiası insanı yeniden tasarlamak. Dolayısıyla tasarımın tarihi bir yandan da “insan” anlayışının zamanla evrilmesinin tarihi. Tasarıma dair konuşmak, türümüzün durumu hakkında konuşmak demek. İnsanlar ürettikleri tasarımların etkisiyle köklü değişimler geçirirken tasarım dünyası da bir yandan genişliyor. Her şeyin tasarlandığı bir devirde yaşıyoruz: Büyük bir özenle şekillendirdiğimiz kişisel görünümümüz ve dijital kimliğimiz,bizi çevreleyen kişisel cihazlar, yeni maddeler, arayüzler, ağlar, sistemler,altyapılar, veriler, kimyasallar, organizmalar ve genetik kodların hepsi tasarlanıyor. Her gün uzayın derinliklerinden kendi bedenimiz ve beynimizin derinliklerine uzanan binlerce tasarım katmanını tecrübe ediyoruz. Tam anlamıyla tasarımın içinde yaşıyoruz; kendi vücudundan çıkan salgılarla ördüğü ağın içinde yaşayan bir örümcek gibi. Ama örümcekten farklı olarak biz, birbiriyle örtüşen ve etkileşen sayısız ağ örmüşüz. Hatta gezegenimiz bile jeolojik bir katman hâline gelmiş tasarımla tamamen örtülmüş vaziyette. Tasarım dünyasının artık bir dışı yok. Tasarım, dünya hâline geldi. Tasarım, bize dair en insani şey. Bizi insan yapan şey tasarım. İlk aletlerden, katlanarak genişleyen insan kabiliyetine, sosyal yaşamın temelinde tasarım var. Öte yandan tasarım, eşitsizlikler ve yepyeni görmezden gelme biçimleri de oluşturuyor. Bir yandan dünyada hiç olmadığı kadar insan savaş, kanunsuzluk, yokluk ve iklim şartları nedeniyle zorunlu olarak yerinden olurken, diğer yandan insanın genetik yapısı ve iklimin kendisi aktif olarak yeniden tasarlanıyor. Artık “iyi tasarım” olgusuna sığınamayız. Tasarımın baştan tasarlanması gerekiyor. Bu önermeler, yıl boyunca düzenlenecek etkinlikler, dersler, atölye çalışmaları ve kısa videolar için yapılan açık çağrı da dâhil olmak üzere, internet üzerinden yapılacak tartışmalar aracılığıyla incelenecek. Dünyanın dört bir yanında sürecek bu bir yıllık inceleme dönemi, Ekim ayında açılacak 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin yoğun sergi, diyalog, yayın ve yayım programı ile sonuçlanacak. Bu bienal bir arkeoloji projesi. Bazı tasarımcıları öne çıkarmak ya da olağanüstü bir geleceği hayal etmek yerine, gerçek hayatın bilimkurguyu geride bıraktığı günümüz dünyasında tasarımın yeri üzerine çok mecralı bir belgesel çalışması olmayı hedefliyor.
Bienal, günümüz tasarımının uçlardaki hâlini, ilk standardize süslemeler ve ilk ayak izlerinden en yeni dijital ve karbon ayak izlerine uzanan, türümüzün 200.000 yıllık tarihi bağlamına yerleştirecek. Normal koşullarda bir bienal geçmiş iki seneye odaklanır. Bu bienal ise iki saniye öncesinden 200.000 yıl evvele kadarki zaman dilimine odaklanacak. Türkiye ve yakın çevresinden arkeolojik eserler bienalin kalbinde yer alacak ve tasarıma dair güncel düşüncelere farklı bir açıdan bakmamıza olanak verecek.



