Ulusal Mimarlık Öğrencileri Buluşması’nın 32.’si geçtiğimiz yıl Seferihisar’da “Tasarım Köyü” teması ile düzenlenmişti. Mimarlık ve farklı disiplinlerden atölyelerin yer aldığı etkinliğe, çeşitli alanlardan konuşmacılar ve katılımcılar konuk edilmişti.
Tasarım Köyü İzmir ekibi 2016 yazında bu etkinliğin ikincisini düzenlemek üzere yola koyuluyor. Yeniden köy bağlamını çalışma alanı haline getirecek olan Tasarım Köyü organizasyonu, “X, V, T – her yerde ve hiçbir yerde” teması ile 27 Ağustos-5 Eylül tarihleri arasında Seferihisar’ın Turgut Köyü’nde gerçekleşecek. 10 gün sürecek olan etkinliğin 6 günü atölye çalışmalarına ayrılacak. Süreç boyunca söyleşiler ve çeşitli etkinlikler de düzenlenecek.
Tasarım Köyü İzmir ekibi, kendilerinden ve bu yılın etkinliğinden şöyle söz ediyor:
“Tasarım disiplinleri -mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı, iç mimarlık, grafik tasarım, peyzaj mimarlığı…- okullarda öğrendiğimiz ve çalışma hayatında deneyimlediğimiz şekliyle her zaman kent odaklı pratikler olarak görünür olmaktadır. Tasarım bölümlerinde okuyan öğrenciler olarak üniversite eğitimi boyunca, tasarıma kent ölçeğinden bakmaktayız. Oysa ‘tasarım’ ne tamamen kent ile ne de akademik eğitimle ilgilidir.
Tasarım Köyü olarak amacımız temel olarak; bugün artık büyükşehir yasası ile sayıları ve nüfusu giderek azalan köylerdeki yerel bilginin ve okulda öğrendiklerimizin arakesitinde düşünmek, konuşmak ve üretmektir. Kentli olanaklarını ve teknolojilerini’ bir kenara koyarak, nispeten zamanın daha döngüsel aktığı bir bağlamda, köydeki üretim ilişkilerini, sosyal ilişkileri atölyelerde ve köyde kaldığımız süre içerisinde kendi yaşantımızda deneyimlediğimiz enformel bir öğrenme ve paylaşım alanı oluşturmaktır.
x,v,t fizikte hareketin bileşenleri olan yol, hız ve zamanı ifade eder. Yol, hız ve zaman tek başlarına kavram olarak nicelik belirtmemelerine rağmen, ilk anda kent odaklı düşünce biçimimizden kaynaklı olarak ‘yol’un karmaşıklığı, doğrusal olmayıp pek çok düğüm noktasının oluşu; ‘hız’ın giderek artışı ve ‘zaman’ın hiç bir zaman yeterli olmayışı gibi olgular akla gelmektedir. Her yerde olmak hiçbir yerde olmamak mı demektir? Ya da hiçbir yere ait olmamak mı?
Yerleşikliğin yerini hareketin ve göçün aldığı bir zamanda, mobilite kavramı üzerine, tam da bunun zıtlıklarını içinde barındıran bir fiziksel mekân olarak, ‘köy’de düşünmenin; tartışmaları ve üretimleri çift taraflı besleyeceği görüşündeyiz. Bu seneki çalışma alanımız olan Turgut Köyü özelinde mobiliteyi okumaya çalıştığımızda, sosyal ilişkilerde ve iletişim alanında mobilliği salt gözlem yoluyla değerlendirmemiz mümkün olmadı. Fiziksel hareketlilik bazında baktığımızda ise köydeki ticari üretimin, bu köydeki hareketliliğin başat aktörü olduğunu söyleyebiliriz.”



