Hou Hanru ve bir uluslararası danışmanlar ekibinin küratörlüğünü yaptığı MAXXI Roma, İstanbul’da 11 Aralık’ta açılacak ve 3 Mayıs 2016’ya kadar devam edecek bir sergi düzenliyor.
MAXXI, Beyrut’taki Akdeniz’in kültürel gerçekleri ve Orta Doğu ve Avrupa arasındaki ilişkiler üzerindeki döngüsünün ikinci bölümünde İstanbul’u odak seçti. Uluslararası çevreden tanınmış küratörler ve sanatçılardan oluşan bir katılımla, MAXXI’nin düzenlediği sergi, kurumun çok disiplinli vizyonuna uygun ve yılın önde gelen sergilerinden biri olacak. Müzenin ana galerilerinden ikisinde gerçekleşecek sergi, önemli sanat eserleri ve mimari yaklaşımlar etrafında bir gezi olacak ve hem belirli sayıda yeni prodüksiyonları, hem de derinlemesine analizler ve görsel-işitsel içerik sunacak. Ayrıca, özel bir web sitesi ve daha önce yayımlanmamış notlar ile dolu bir katalog olacak.
İstanbul: Tutku, Sevinç ve Öfke; müzeyi Türk ve Avrupalı sanat ve entelektüel camiaları arasında aktif değiş-tokuşlar için önemli bir yer olarak tanıtmayı amaçlıyor. Serginin başlığı, güncel önemli olaylardan başlayarak ve bunların tarihi köklerine inerek; dinamiklerini, dönüşümlerini ve kültürel gereksinimlerini vurgulayarak İstanbul’un karmaşık halini sunmanın amaçlandığını vurguluyor. Sergi, yaratıcılık tutkusunu, hedefleri gerçekleştirmenin sevincini ve eleştirmenlerin öfkesini ortaya koyuyor.
Projenin üç aşaması var: hâli hazırda yapılmış olan ve hem İstanbul, hem de Roma’da yapılmaya devam edilecek olan küratörler, tarihçiler, sanatçılar ve mimarlar ile bir dizi toplantı; ilgili küratörlerin araştırma ve deneyimlerini bir araya getiren bir internet sitesi ve serginin kendisi.
Yeni çelişki ve deneyimleri ile, İstanbul bir küresel değişikliği ve genel bir geçiş halini simgeliyor. Hızlı kentsel gelişim, evrilen kent dokusu ve bir yeni mimari peyzajı vurgulayarak hem mimari, hem de sosyo-politik açıdan kent üzerinde izlerini bırakmış bulunuyor: kent, heyecan dolu, birbirine zıt ve sıklıkla aşırı fenomenlerin üretildiği yeni yerel ve uluslararası projelerin doğum yeri.
Bu proje, bir acil durumdan, İstanbul ve tüm Türkiye’nin karşı karşıya olduğu eşi görülmemiş jeopolitik sınamadan doğuyor. İstanbul, Orta Doğu çatışmalarının savaşın ve sosyal değişikliklerin kalbinde dururken; aynı zamanda Batı ve Doğu dünyaları arasında hâlen bir köprü görevi görüyor.
İstanbul’da kentin yeniden doğuşu ve kamu alanının rolü, sergide özel bir ilgi merkezi olacak. Formel ve enformel, yapılı olan ve olmayanarasındaki sınırlarda yaşayan ve kentin kentsel ve insan ölçeğindeki bir “çatlakların iyileşme hücresi”ni temsil eden bir projenin oluşturulması içi, Türkiye’deki yükselen mimarlar davet edilecek. Projenin fikri, yerel bilgiden yola çıkan yeni bir tipolojinin tahayyülüne imkân sunmak.
Sergi, tüm ikilemleri ile birlikte, küresel bir kentin köklü kimliğini kapsıyor: Kozmopolit, dinamik, hızla dönüşen, dünyanın ekonomisi ve politikasının gereksinimleri ile müzakerede bulunan. Çağdaş yaratıcılığın en zengin ve aktif yerlerinden birisi niteliğindeki İstanbul’da, son derece yenilikçi fikirler ve projeler hayat bulmakta ve küresel toplulukları etkilemekte. İstanbul’un dinamik sahnesini haritalayacak sergi, sanatsal yaratıcılığı ve kurumların yenilikçi yetilerini yeniden tanımlayacak perspektifler sunmayı amaçlıyor.



