BAŞROLÜ DOĞAL TAŞA VEREN YENİDEN KULLANIM PROJELERİ
Begüm Çelebi
Zaman içinde işlevini kaybeden binaları yıkmak ya da yeni bir işlev kazandırmadan pasif bir anlayışla korumak yerine, güncel gereksinimlere uygun hale getirmek amacıyla yapılan müdahaleler “yeniden kullanıma adaptasyon” olarak tanımlanıyor. Yapıldıkları dönemlerden izler taşıyarak bir anlamda sahip oldukları kimlikleri gözler önüne seren bu binaların yeniden kullanılması, hem çevresel kaynakların korunmasında hem de kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasında önemli rol oynuyor. Doğal taş ise yeniden kullanım projelerinde sıklıkla karşımıza çıkıyor. Bir yandan yapısal kimliği gözler önüne sererken bir yandan da işlevler arası dönüşümde farklı malzeme birlikteliklere ev sahipliği yapıyor. Dosyamızda, başrolü doğal taşa veren Türkiye’den ve dünyadan yeniden kullanım projelerini sizler için derledik.
Chievo Evi
Tasarım: Studio Wok
Tamamlanma Tarihi: 2018
Proje Yeri: Verona, İtalya
Fotoğraf: Simone Bossi
Doğal Taş: Yerel doğal taş
Milano merkezli Studio Wok tarafından tamamlanan proje, Verona eteklerinde atıl kalmış taş bir ahırın müstakil bir yaşam alanına dönüşümünü kapsıyor. Tasarım ekibi sürece başlarken ilk olarak, geçmiş ve günümüz arasında hem mekansal hem de malzemesel açıdan bir diyalog kurmak amacıyla mevcut sıvayı soyarak taş duvarları ortaya çıkarmış. İç içe geçmiş iki kütle algısı yaratan yapıda asma katlar sayesinde alan kazanılırken, çekirdek kütleyi tanımlayan malzemede ahşap tercih edilmiş. Studio Wok, mevcut strüktürün kemerli girişinden itibaren yaratılan bu iç içelik algısıyla, eski ve yeni arasında ilişki kurmak istediğini belirtiyor. Zemin katı salon, mutfak ve yemek alanı şeklinde ortak yaşam alanı olarak planlanan yapının üst katlarında yatak odaları bulunuyor. Geniş açıklıklar sayesinde iç ve dış mekan arasındaki sınırların ortadan kalktığı projede; ön bahçe, işveren isteği üzerine mevcut olan manolya ağacı çevresinde bir açık mekan tanımlıyor.
Boğaziçi Üniversitesi Gözlükule Kazısı Araştırma Merkezi
Tasarım: Saadet Sayın
Tamamlanma Tarihi: 2017
Proje Yeri: Tarsus, Mersin
Fotoğraf: Yerçekim Architectural Photos
Doğal Taş: Yerel doğal taş
Mersin Tarsus’ta yer alan Tarsus Çırçır Fabrikası, 1865 yılında bölgedeki Avrupalıların girişimiyle Çukurova Bölgesi’nde kurulan ilk endüstri yapılarından biri. 1980’lere kadar işlevini korumuş, ardından özgün işlevini yitirerek bir süre depo olarak kullanılmış ve sonrasında terk edilmiş. 2000 yılında Kültür Bakanlığı, yapı grubunu kamulaştırarak endüstri mirası olarak tescil etmiş ve Tarsus Kent Araştırma Merkezi işleviyle restorasyon projeleri hazırlanmaya başlanmış. Belirlenen ilk işlev doğrultusunda proje çalışmaları devam ederken, 2500 m2 alanı olan yapı grubunun yaklaşık 1000 metrekarelik beş hangarı Kültür Bakanlığı tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne tahsis edilmiş. Bu gelişmeyle yapının bu bölümü yeniden projelendirilmiş. Tasarım konsepti, yapının mekansal potansiyeli çerçevesinde, özgün plan şeması ve mimari elemanların özgün nitelikleri korunarak kurgulanmış. Proje kapsamında; çalışma ofisi, sergi salonu, konferans salonu, laboratuvar, kütüphane, kafeterya, kazı evi, eser depoları, su deposu, güvenlik mekanları yer alıyor. Çırçır Fabrikası yapı grubu bir iç avlu çevresinde toplanıyor. Kitleler arasında yer alan açıklığın avlulaştırılarak çağdaş formda taş kaplandığı projede, taş duvarlar genel olarak taşıyıcı niteliğini korumuş. Özgün taşların bir bölümünün niteliğini kaybetmesi nedeniyle temizlenerek yerinde korunması, niteliğini yitiren taşların ise özgün malzeme ve formda yenilenmesi benimsenmiş. Taş elemanlar geleneksel yöntemlerle, yerel taş ocaklarından çıkarılarak alana getirilmiş, özgün malzeme ve boyutlarda hazırlanarak uygulanmış.
Rec Evi
Tasarım: Guallart Architects
Tamamlanma Tarihi: 2020
Proje Yeri: Barselona, İspanya
Fotoğraf: Guallart Architects
Doğal Taş: Yerel doğal taş
Rec Evi, 19. yüzyıl sonlarında Barselona yakınlarındaki Rec bölgesinde inşa edilen küçük bir tekstil atölyesinin Guallart Architects tarafından konut yapısı olarak ele alındığı bir yeniden kullanım projesi. Bir başka deyişle, dericilik odaklı endüstriyel kimliğe sahip bölgenin, yaratıcı sektörleri bir araya getirecek ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapacak şekilde dönüştürüldüğü üst ölçek projenin bir parçası. Guallart Architects, yüksek tavanlı iki katlı taş yapının bölücü duvarlarını yıkarak tasarım sürecine başlamış. Açık ve ferah bir mekan elde ederek yapıyı hem yaşam alanı hem de çalışma alanı olarak planlamış. Projede, ev sahiplerinin birlikte vakit geçirebileceği açık planlı ortak alan zemin katta, yatak odaları üst katta kurgulanmış. Çalışma alanı ise hem asma kat hem de zemin kat olmak üzere iki ayrı kullanıma imkan verecek şekilde düşünülmüş. İç mekan genelinde özellikle zemin katta çıplak bırakılan taş duvarlara, üst kartlarda beyaz sıvalı duvarlar eşlik etmiş.
Louviers Müzik Okulu
Tasarım: Opus 5 Architectes
Tamamlanma Tarihi: 2012
Proje Yeri: Louviers, Fransa
Fotoğraf: Luc Boegly & Bruno Decaris
Doğal Taş: Yerel doğal taş
17. yüzyılda Fransa’nın kuzeyinde inşa edilen tarihi manastır, Opus 5 tarafından müzik okuluna dönüştürüldü. Projede, Louviers’ye yeni ve modern bir müzik okulu kazandırırken aynı zamanda kentin kalbinde yer alan arkeolojik mirası canlandırma düşüncesine odaklanılmış. Orijinalinde iki kanatlı yapı, yapıldığı tarihten bugüne farklı kullanımlara ev sahipliği yapmış, zaman içinde oldukça hasar görmüş. Projede, kısmen yıkılan güney kanat, cam strüktürle tamamlanarak zemin kat müzik kütüphanesi, üst kat ise orkestra salonu olarak düzenlenmiş. Bu kanadın zemin katında planlanan ve ana giriş ile ilişkilendirilen fuaye alanı, gelen ziyaretçileri yapının altından akan nehirle karşılama düşüncesinin bir sonucu olmuş. Müzik okulunda; 24 adet derslik, kütüphane, iki büyük orkestra salonu bulunuyor. Malzeme açısından mevcut taş yapı, güney kanatta tercih edilen cam ve beton panellerle tamamlanarak eski ve yeni arasında ilişki kuruyor.
The Parchment Works
Tasarım: Will Gamble Architects
Tamamlanma Tarihi: 2019
Proje Yeri: Gretton, Birleşik Krallık
Fotoğraf: Johan Dehlin
Doğal Taş: Yerel doğal taş
The Parchment Works, 17. yüzyıla ait parşömen kağıt fabrikasından kalma duvarlar ve eski bir ahır yıkıntısının, hemen yanlarında bulunan mevcut konut yapısı için ek bina olarak dönüştürüldüğü bir yeniden kullanım projesi. Birleşik Krallık’ta yer alan proje, ismini yıkık strüktürlerin tarihsel kimliğinden alıyor. Will Gamble Architects projede, duvar kalıntılarını cam strüktürle tanımlayarak Viktoryan üsluba sahip mevcut konut yapısına eklemlemiş. Açık plan şemasına sahip salon, mutfak ve yemek alanı, bu ek kısımda kendine yer seçmiş. Projede, ahırın yıkık taş duvarlarının yanı sıra fabrika binasından kalan yıkıntılara herhangi bir müdahalede bulunulmazken bu alanın bir kısmı boş bırakılarak küçük bir avlu olarak değerlendirilmiş. İç mekanda, yapının ruhuna uygun malzemeler kimi zaman yalın tasarım diliyle yorumlanırken, kimi zaman da ham haliyle kullanılmış.
The Larch Mill
Tasarım: TAP Architects
Tamamlanma Tarihi: 2020
Proje Yeri: Aberdeenshire, İskoçya
Fotoğraf: David Barbour
Doğal Taş: Granit
TAP Architects, İskoçya Aberdeenshire’da bulunan tarihi granit değirmen binasını konut yapısına dönüştürdü. Tarımsal yapılarla çevrili yapı, yeni ismiyle The Larch Mill oldukça eğimli bir alanda bulunuyor. Ev sahipleri, ilk olarak mevcut yıkık değirmen binasını yapıyı yeni bir binayla birleştirmek istemiş ancak alandaki sel riski bu talebi engellemiş. TAP Architects de değirmenin granit duvarlarını temel alan yeni bir yapı yaparak konuya çözüm bulmuş ve binayı karaçam panellerle tamamlamış. Değirmenin duvarlarıyla tanımlanan alan evin depolama alanı olarak kurgulanırken evden ayrı bir giriş almış. Yaşam alanına ise üst kottan bir giriş verilmiş. L formlu The Larch Mill, geniş açıklıklarıyla manzarayı yaşam alanına taşıyor. Salon, yemek alanı ve mutfak yapının kanat kısmında bulurken yatak odaları gün ışından yararlanmak amacıyla lineer kısmın iki ucunda kendine yer seçiyor. Proje, başrolü granite verirken malzeme düetini ahşapla tamamlıyor.
<!–:–>







































