İnsanlar ve eylemlerinin aracı olan nesnelerin geçmişi birbirine nasıl
bağlanır? İki özel koleksiyondan seçili on beş eseri bir araya getiren
Aslına Sadık Kalınmıştır, zamanla değişen bireyler ile şeklinden işlevine
dönüşen nesnelerin iç içe geçen “hayat hikâyesi”ne bakıyor. Özel
koleksiyondaki eserlerin kamusal mekâna dönüşünün süreçlerine işaret
eden sergi, bu ortamda sanat üretimi ve izleyici etkileşiminin ortaya
çıkardığı yeni anlamlara göndermede bulunuyor. Nancy Atakan, Kader
Attia, Handan Börüteçene, Cansu Çakar, Aslı Çavuşoğlu, Mark Dion,
Haris Epaminonda, Iman Issa, Laure Prouvost, Pak Sheung Chuen
ve Dilek Winchester’ın eserleriyle sergi, 18 Ağustos’a kadar Salt
Beyoğlu’nda görülebilir.
Aslına Sadık Kalınmıştır’ın merkezinde, sanat pratiklerinde arkeoloji ve
tarihten yararlanan Handan Börüteçene ile Mark Dion’un sunumları
yer alıyor. Heykel, enstalasyon, fotoğraf ve metinlerinde Türkiye’nin
kültür mirasıyla umulmadık bağlantılar kuran Börüteçene’nin sunumu
üç işten oluşuyor. Kendime Gömülü Kaldım (1999-2014) fotoğraf
serisi, İstanbul’un bilinen en eski kadın şairi, Byzantionlu Moiro
etrafında katmanlı bir hikâye üzerinden, Venedik’e uzanan Bizans
mirasını takip ediyor. Sanatçının bir yıl boyunca neredeyse her hafta
ziyaret ettiği Aya İrini’yle diyalogları 1989 tarihli Bütün Denizler
İçin heykel serisinde ifade bulurken Armenak Ustanın Marangoz
Tezgâhı (2000) yılların emek ve birikimini büyüteçlerle görünür
kılıyor. Dion’un 2011’de SALT Galata’nın açılış sergilerinden Geçmişe
Hücum: Osmanlı İmparatorluğu’nda Arkeolojinin Öyküsü, 1753-1914
için hazırladığı Dig Culture [Kazı Kültürü] enstalasyonuysa, arkeoloji
kazılarını çağrıştıran bir dizi buluntu nesneden meydana geliyor.
SALT Beyoğlu’ndaki sunuma, sanatçının iş özelinde çizdiği eskiz ile ilk
kurulumun fotoğrafları eşlik ediyor. Sokaktan topladığı ahşap parçalarla çalışan Nancy Atakan, rastgele
göz imgeleri eklediği gündelik nesneleri manevi birer koruyucu
hâline getiriyor (2012). Dilek Winchester’ın enstalasyonu (2014),
hattat Emin Barın’ın 1973’te yeni açılan Boğaz Köprüsü için taşa
oyduğu “Maşallah” yazısından yola çıkıyor; hat sanatında Latin
harflerine geçişe ve köprünün yakın geçmişinden bir değişime
dikkati çekiyor. Simgesel nitelikteki Galata Kulesi ve Ayasofya ile
Kudüs Tapınağı’nın izini süren Cansu Çakar, yapılardaki tahribatlar
ve onarımların tortularını minyatürü andıran resimlerle tasvir ediyor
(2016-2018).
Aslı Çavuşoğlu, 2011 tarihli Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı
adlı siyah beyaz fotoğraf serisinde, 93 Harbi sonunda Yeşilköy’e
dikilen abidenin 1914’te yıkılışını belgelemesiyle Türk sinemasının
başlangıcı sayılan filme odaklanıyor. Sanatçı, abide ile enkazını
gösteren iki kare arasındaki boşlukları doldurarak bugüne kadar
kimsenin görmediği filme dair yeni bir anlatı inşa ediyor. Iman Issa,
doğup büyüdüğü Kahire’de halkın utanç kaynağı hâline gelmiş bir
abideye sıra dışı bir alternatif geliştirirken (2010) Cezayir asıllı Kader
Attia fotoğraf kolajlarıyla (2014) şehrin dönüşümünü bireylerin
özgürleşmesiyle ilişkilendiriyor; Kıbrıs asıllı Haris Epaminonda’ysa
buluntu materyallerle ürettiği enstalasyonunda (2009) ülkesini
hayalî bir karakter olarak konumluyor. Geçmiş yerine boşluğa bakan
sanatçılar Pak Sheung Chuen ve Laure Prouvost, 2009 ve 2014
tarihli işlerinde yokluk fikrine form kazandırıp görsel sanatlarda
“boşluk korkusu” olarak bilinen horror vacui kavramına meydan
okuyor.
SALT’tan Amira Akbıyıkoğlu tarafından hazırlanan Aslına Sadık
Kalınmıştır sergisinde sunulan eserler, Tansa Mermerci Ekşioğlu
Koleksiyonu ve Ayşe Umur Koleksiyonu’ndan seçilmiştir.








