4.047 m²’lik araziye oturan Arijiju, Kenya’daki Laikipia Platosu’ndaki Ewaso ekosisteminin savan otlaklarındaki Borana Koruma Alanı’nda yer alıyor. Michael Dyer’ın sahip olduğu bu topraklar, Lewa Yaban Hayatı Koruma ve Nakuru Ulusal Parkı’ndan Borana’ya taşınan, nesli tükenmekte olan kara gergedan da dâhil olmak üzere, yaban hayatı olan bir sığır çiftliğine aitti. Silahlı avcılar tarafından sürekli tehdit altındaki gergedanların refahlarını korumak, proje için büyük bir maliyet haline geldi. Para kazanmak için Dyer, arazinin bir kısmını kiralayıp üzerine bir ev inşa etmeye ve elde edilen geliri Borana koruma projelerine aktarmaya karar verdi.
İşveren ve mimar, Afrika ve Avrupa stillerini birleştiren bir tasarım
üzerinde hemfikir oldular. 12. yüzyılda Provence’ta inşa edilen bir manastır olan Le Thoronet Abbey’den ilhamını alan mekânlar, huzuru ve mahremiyete büyük önem veriyor. Arazi, güneydeki yamaca saklı durumda konumlanırken kullanıcılar için çevre ile bağlantı kurmaya izin veriyor ve yaban hayvanlarının sık sık toplandığı sulama alanına yakın yer alıyor.
Yapılar, Kenya Dağı’nın karla kaplı zirvelerinin nefes kesen manzarasının tadını çıkarmak amacıyla güneye bakan şekilde dikkatlice yerleştirildi. Rüzgâra karşı korunaklı olan ve meraklı gözlerden gizlenen binalar ve teraslar, güneşin hareketine göre kusursuz bir şekilde konumlandırıldı. Odaların bolca gün ışığı alması için yapılan çalışmalar uygulandı.
Binalar yerel malzemelerden inşa edildi; yerel bir ocaktan çıkarılan Meru taşı ve tavan kirişleri, lentolar ile pergolalarda yerel Grevilia ağacından kereste kullanıldı.
Giriş
Savan otlakları arasındaki dolambaçlı yol, kayalık bir tepede oyulmuş bir merdivene iniyor. Ancak o zaman büyük bir kemerli ahşap kapı öndeki girişten görülebiliyor. Ön kapı, sütunlu ve çapraz tonozlu yürüyüş yolları içinde yer alan yeşil bahçe avlusuna açılıyor. Yatak odaları ve yaşam alanlarına avludan erişim sağlanıyor.
Ana Odalar
Ebeveyn yatak odası ve iki çocuk odasında, soğuk gecelerde kullanılmak üzere açık hava teraslarında açık şömine bulunuyor. Yatak odaları, Kenya Dağı’nın gün doğumu manzarasının tadını çıkarmak için konumlandırıldı.
4,5 metre yükseklikte ve ahşap konstrüksiyonun açıkça sergilendiği güney tarafındaki büyük oturma / yemek odasındaki büyük el yapımı kemerli pencereler ve büyük taş şömine yerel ustalar tarafından el yapımıyla üretildi. Güneybatı köşesindeki kahvaltı / yemek yeme barı, batıdaki havuz terasına ve sarı renkli yapraklara sahip ağaçlarla zengin çayırların manzarasına açılıyor. Havuz terasında büyük açık yemek masası ve yemeğin tadını çıkarmak için bir pergola var.
Çatı Terası
Ana çatı üzerinde dinlenmek ve gün batımı manzarasının tadını çıkarmak için bir teras bulunuyor.
Misafir Evleri
Konuklar, ana eve ya da arazinin batısında bulunan uzaktaki yöneticinin evine komşu haldeki iki büyük bağımsız konuk evinde kalabiliyor.
Spa Tesisleri
Havuz terasından başlayan bir patika spor salonuna, yoga platformuna, terapi odasına ve spa merkezine ev sahipliği yapan peyzajın içine karışan saz çatılı binalara ulaşıyor. Arazi içerisinde ayrıca gözden uzakta bir squash sahası ve bir tenis kortu da bulunuyor.
Personel Konutları
Personel konutları ve ev tesisleri gözden uzakta, arka tarafta konumlanıyor. Ayrıca yedek jeneratörün yanında elektrik ve sıcak su sağlayan evlerin fotovoltaik panelleri ve çatıdaki güneş enerjisi panelleri bulunuyor.









