1976’da İtalya’da dünyaya gelen Mattia Bosco, felsefe bölümünde öğrenimini tamamladıktan sonra Milano’da eski bir sanatçı atölyesine yerleşmiş ve o sırada aşina olduğu tek malzeme olan seramik üzerine çalışmalarına yoğunlaşmış. Babası bir ressam, annesi ise bir sanat restoratörü olan Bosco, henüz gelişim aşamasında bir gençken sanat yolculuğunu başlatmış. Özellikle felsefe alanındaki çalışmaları, sanatsal yaratıcılık ve estetik konusunda kişisel gelişimine önemli bir katkı sağlamış. Sanatçının yapıtlarında çoğunlukla kil ve taş öne çıkıyor. Kilin yapılan her harekete izin veren, manipülasyona açık bir malzeme olduğunu söyleyen sanatçı, kille çalışmanın görünüşte kolay olduğunu ancak daha kolay hata yapmaya yol açarak işi zorlaştırdığını da belirtiyor. Çalışmalarında taşın, heykeltıraşın her vuruşuna tepki veren direnişinden etkilenen Bosco, onu bir malzeme olmanın ötesinde, kendine has doğasıyla bütünün parçası olarak görüyor.
Taşın, sanatçıyla diyalog başlatmaya izin veren bir malzeme olduğuna inanan Bosco, yakından incelemeye başladığında taşın potansiyel bir heykel olduğunu, her zaman belirli bir forma meylettiğini gözlemlemiş. Heykeltıraşın formu, malzemede bularak oluşum sürecini başlattığını düşünen Bosco’nun çalışmalarında, seramiğin yerini kısa süre sonra taş heykeller almış. Form ve kavram arasında bir sentez yaratmaya çalışan sanatçı, bu kombinasyonları dengeli ve uyumlu bir şekilde birleştirerek eşsiz, soyut taş heykellere hayat veriyor. Damarlarıyla her taşın, dünyanın bir parçası olduğunu söyleyen sanatçı, eserlerinde insanları sadece ona bakmaya, onu görmemizi engelleyen üst yapılardan kurtulmaya davet ediyor.


















